Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? Doğru Tercih Nasıl Olur?
Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? BEV, HEV ve PHEV teknolojilerinin hangi kullanım senaryosunda gerçekten çalıştığını doğru anlamak çok önemli. Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? Doğru Seçim Nasıl olur? ABD satış verileri, Avrupa saha analizleri, toplam sahip olma maliyeti (TCO) çalışmaları ve Türkiye filo barometreleri, 2026 itibarıyla filolar için asıl meselenin elektrikliye geçmek değil; BEV, HEV […]

Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? BEV, HEV ve PHEV teknolojilerinin hangi kullanım senaryosunda gerçekten çalıştığını doğru anlamak çok önemli.
Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? Doğru Seçim Nasıl olur?
ABD satış verileri, Avrupa saha analizleri, toplam sahip olma maliyeti (TCO) çalışmaları ve Türkiye filo barometreleri, 2026 itibarıyla filolar için asıl meselenin elektrikliye geçmek değil; BEV, HEV ve PHEV arasındaki farkı doğru okumak ve Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? sorusuna doğru cevap vermek olduğunu ortaya koyuyor. OBFCM (Gerçek Tüketim İzleme) verileri, Batarya Pasaportu, CSRD ve saha analizleri, bu ayrımı artık operasyonel bir zorunluluk hâline getiriyor.
Elektrifikasyonda Yeni Dönem: Basit Bir Tercihten Stratejik Karara

Filo yönetiminde güç aktarma organı seçimi uzun yıllar boyunca benzin ve dizel arasında yapılan görece basit bir tercihten ibaretti. Ancak 2026’ya gelindiğinde bu tablo köklü biçimde değişmiş durumda. Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi? seçimi bataryalı elektrikli araçlar (BEV), hibritler (HEV) ve plug-in hibritler (PHEV) çoğu zaman tek bir “elektrikli araç” başlığı altında anılsa da, son iki yılda yayımlanan ABD, Avrupa ve Türkiye merkezli pazar verileri, saha araştırmaları ve akademik analizler bu üç teknolojinin filolarda çok farklı sonuçlar ürettiğini açık biçimde ortaya koyuyor.
Yanlış motor seçimi yalnızca çevresel hedefleri değil; toplam maliyeti, operasyonel sürekliliği, sürücü memnuniyetini ve 2026 itibarıyla yürürlüğe giren CSRD (Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi) kapsamında şirketlerin karbon karnesini ve finansal itibarını da doğrudan etkiliyor.
Küresel Satış Verileri: Gerçek Kullanım Belirleyici
ABD ve Avrupa pazarlarına ilişkin 2025 ortası ve yıl sonu verileri, teorik vaatlerden çok gerçek kullanımın belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bataryalı elektrikli araçlar toplam satışların yaklaşık yüzde 9,7–10 seviyesine ulaşırken, hibrit araçlar yüzde 11,8–12 bandındaki payıyla BEV’lerin önünde yer alıyor. Plug-in hibritler ise yüzde 1,8 seviyesinde kalarak niş bir segment görünümünü koruyor.
Avrupa’da OBFCM (araç üstü gerçek tüketim izleme) verilerinin gerçek emisyonları görünür kılması, PHEV’lerin beklenen ivmeyi yakalayamamasında belirleyici oldu. FleetManagementWeekly’nin 2026 perspektifli analizleri, filoların artık “tek tip EV” yaklaşımı yerine kullanım profiline göre ayrıştırılmış satın alma stratejilerine yöneldiğini gösteriyor.
Türkiye Verisi: Elektrifikasyon Kararı İdeolojik Değil
TEB Arval Mobility Observatory tarafından yayımlanan 2025 Filo ve Mobilite Barometresi, küresel eğilimlerin Türkiye pazarında da karşılık bulduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 54’ü filolarını BEV, HEV veya PHEV gibi elektrikli ve hibrit araçlarla dönüştürmeye açık olduğunu belirtiyor. Yakıt maliyetlerini düşürme, çevresel etkiyi azaltma ve çalışan taleplerine yanıt verme öne çıkan gerekçeler arasında yer alıyor.
2026 başı itibarıyla Türkiye’de şarj soketi sayısının 35 bin adedi aşması, 2025 yılı tamamında hibrit otomobil satışlarının 295 bin 378 adetle yüzde 27,2 pay, elektrikli otomobil satışlarının 191 bin 960 adetle yüzde 17,7 pay alması, menzil ve model çeşitliliği kaynaklı çekincelerin büyük ölçüde ortadan kalktığının en güçlü göstergesi oldu. Bu tablo, motor seçiminin ideolojik değil; altyapı erişimi, vergi avantajı ve operasyonel gerçeklere dayandığını net biçimde gösteriyor.
Hibrit Araçlar: Düşük Riskli Geçiş Noktası

Araştırmalar, geleneksel hibrit araçların filolar için elektrifikasyona geçişte en düşük riskli seçenek olduğunu ortaya koyuyor. Şarj altyapısı gerektirmemeleri, sürücü alışkanlıklarını değiştirmemeleri ve anında yakıt tasarrufu sağlamaları, özellikle büyük ve coğrafi olarak dağınık filolarda operasyonel süreklilik avantajı sağlıyor. Buna karşın akademik ve sektörel analizler, hibritlerin emisyon azaltımı açısından sınırlı bir katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle 2026 itibarıyla hibritler, birçok filo için kalıcı çözümden çok, BEV dönüşümü öncesindeki “güvenli geçiş” noktası olarak konumlanıyor.
PHEV’ler: Teoride Güçlü, Sahada Disiplin Testi
Plug-in hibritler, teoride 20–50 kilometrelik elektrikli menzil ile içten yanmalı motor desteğini bir arada sunarak ideal bir denge vaat ediyor. Ancak Avrupa Birliği genelinde yapılan saha analizleri ve denetimler, bu teknolojinin gerçek kullanımda ciddi sapmalar gösterdiğini ortaya koyuyor.
Ariadne Projekt tarafından yayımlanan 2024 ve 2025 tarihli çalışmalar, PHEV kullanıcılarının yüzde 70 ila 80’inin araçlarını düzenli olarak şarj etmediğini belgeliyor. Bu durum, yakıt maliyetlerinin öngörülen seviyelerin yüzde 300 üzerine çıkmasına ve PHEV’lerin birçok filo senaryosunda hem BEV’lerden hem de HEV’lerden daha yüksek toplam sahip olma maliyeti yaratmasına yol açıyor. Bu nedenle PHEV’ler, şarj disiplini yüksek ve günlük kilometresi sınırlı kullanıcı gruplarıyla sınırlı bir çözüm olarak değerlendiriliyor.
TCO Analizleri: Karar Anahtarı Kullanım Profili
ScienceDirect ve IET Energy Systems gibi akademik platformlarda yayımlanan 2024–2025 tarihli TCO çalışmaları, güç aktarma organı seçiminde kullanım profili, ikinci el değeri (Residual Value) ve sürücü davranışının belirleyici olduğunu vurguluyor. 2026 itibarıyla zorunlu hale gelen Batarya Pasaportu uygulaması, BEV’lerin ikinci el değerine ilişkin belirsizliği azaltarak finansal risk algısını düşürüyor. BEV’ler yıllık 15–30 bin kilometre arası kullanımda ve düzenli ev veya depo şarjına erişimi olan filolarda enerji ve bakım giderleri açısından yüzde 60’a varan avantaj sağlayabiliyor. PHEV’lerin TCO performansı ise sürücü şarj alışkanlığına bağlı olarak ciddi dalgalanmalar gösteriyor.
BEV’ler: Doğru Operasyonda En Güçlü Model
Qmerit ve Virta gibi kuruluşların yayımladığı 2026 analizleri, BEV’lerin özellikle sabit güzergâhlı, gece parkı olan ve kilometresi öngörülebilir filolarda yüksek başarı oranına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bakım maliyetlerinin içten yanmalı araçlara kıyasla yüzde 30–40 daha düşük seyretmesi, enerji maliyetlerinin daha stabil olması ve akıllı şarj yazılımlarıyla entegrasyon BEV’leri öne çıkarıyor. V2G (araçtan şebekeye) teknolojisi sayesinde araçların park hâlindeyken şirkete enerji geliri yaratma potansiyeli, BEV’leri yalnızca bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda finansal bir varlık hâline getiriyor.
Kritik Hata: EV’leri Tek Tip Sanmak
ABD satış verileri, Avrupa saha analizleri, Türkiye filo barometreleri ve akademik TCO çalışmaları aynı noktada birleşiyor: Filolarda Hibrit mi Elektrikli mi sorusu için tek bir doğru güç aktarma teknolojisi yok. Ancak yanlış bir yaklaşım var; BEV, HEV ve PHEV’leri aynı “EV” kategorisi altında değerlendirmek. 2026 itibarıyla Filolarda Hibrit Mi Elektrikli Mi? sorusuna doğru cevap veren başarılı filolar, kararlarını sürücü davranışı, kullanım profili, altyapı erişimi, batarya sağlığı ve enerji maliyeti verilerini birlikte okuyarak veriyor. Elektrifikasyonda fark yaratan unsur teknoloji tercihi değil, bu teknolojileri operasyonel veriyle yönetebilme yetkinliği oluyor.
2026 ve Sonrası: Dönüşüm Hızlanıyor
Küresel pazar raporları, 2026’dan itibaren menzili uzatılmış elektrikli araçların (EREV), katı hal batarya teknolojilerinin (solid-state) ve elektrikli van ile pick-up modellerinin sahada daha görünür olacağını öngörüyor. İkinci el BEV pazarının olgunlaşmasıyla birlikte değer kaybı endişelerinin azalması ve batarya sağlık sertifikasyonunun (SOH) standartlaşması, filo çıkış stratejilerinde veriyi temel değerleme unsuru haline getiriyor. Bu süreçte PHEV’lerin pazar payının daralması, BEV’lerin operasyonel esnekliğinin artması bekleniyor.
Daily Filo’yu Linkedin’de takip edebilirsiniz: Daily Filo Linkedin
