Filo Maliyetleri Sert Yükseldi Stratejik Yönetim Şart
Araç işletme maliyetlerindeki artış nedeniyle filo maliyetleri sert yükseldi. Filo yöneticileri tarihin en karmaşık maliyet yönetimiyle karşı karşıya. Filo Maliyetleri Sert Yükseldi Stratejik Yönetim Şart 2020’de başlayan ve pandemi sonrası ekonomik dalgalanmalarla derinleşen araç işletme maliyetlerindeki artış, 2026 yılı itibarıyla kalıcı bir reel yük haline gelmiş durumda. Right Fuel Card tarafından paylaşılan veriler, İngiltere’de ortalama […]

Araç işletme maliyetlerindeki artış nedeniyle filo maliyetleri sert yükseldi. Filo yöneticileri tarihin en karmaşık maliyet yönetimiyle karşı karşıya.
Filo Maliyetleri Sert Yükseldi Stratejik Yönetim Şart
2020’de başlayan ve pandemi sonrası ekonomik dalgalanmalarla derinleşen araç işletme maliyetlerindeki artış, 2026 yılı itibarıyla kalıcı bir reel yük haline gelmiş durumda. Right Fuel Card tarafından paylaşılan veriler, İngiltere’de ortalama bir aracın yıllık işletme maliyetinin son 5 yılda yüzde 8 artarak yaklaşık 3 bin 484 Sterlin seviyesine ulaştığını gösteriyor.
Avrupa’nın geniş coğrafi pazarlarında da benzer şekilde toplam sahip olma maliyeti (TCO) yüksek seviyelerde seyrediyor. Örneğin Ayvens’in 2025 Car Cost Index raporuna göre, 28 Avrupa ülkesinde aylık ortalama TCO yaklaşık bin 90 Avro seviyesinde olup ülkeler arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Bir araç için aylık ortalama maliyet Yunanistan’da 815 Avro iken İsviçre’de bin 252’ye kadar çıkabiliyor. Bu dağılım filo maliyetleri planlamasında bölgesel farkların ne kadar belirleyici olduğunu gösteriyor.
Elektrikli araçlara (EV) sağlanan vergi muafiyetlerinin ve devlet desteklerinin 2026 itibarıyla kademeli olarak kaldırılması veya yeniden düzenlenmesi, ticari filo yöneticileri için artık sadece çevre dostu olmanın değil, finansal sürdürülebilirlik ve vergi stratejisi geliştirme zorunluluğunu doğuruyor.
Vergi Düzenlemeleri ve Eşik Değerlerin Kritik Önemi
2026’da Avrupa genelinde elektrikli araçlara yönelik vergisel avantajlarda dönüşüm yaşanıyor. Bazı ülkelerde doğrudan satın alma teşvikleri azaltılırken, dolaylı teşvikler (örneğin emisyon bazlı vergi indirimleri) daha karmaşık hale geldi. Örneğin, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği verilerine göre, AB’de bataryalı elektrikli otomobillerin toplam pazar payı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16,4’e yükselirken, satış teşviklerinin yavaşlaması pazarlama ve satın alma kararları üzerinde baskı yaratıyor.
Öte yandan bazı ülkeler yeniden teşvik paketleri devreye alıyor. Almanya, 2026–2029 dönemini kapsayan yaklaşık 3 milyar avroluk destek programı başlattı; bu program, fiyatı 45 bin Avro ve altında olan modeller için 3 bin –4 bin Avro arasında doğrudan alım veya kiralama desteği sunuyor. Bu tür bölgesel farklılıklar, filo yöneticilerinin ülkeye özel vergi eşikleri ve satın alma teşviklerini ayrı ayrı değerlendirmesini gerekli kılıyor.
Elektrikli Araç Teşvikleri: Avrupa’nın Çeşitlenen Yaklaşımı

Elektrikli araç teşvikleri, Avrupa Birliği içinde önemli ölçüde heterojenlik gösteriyor. Bazı ülkeler doğrudan satın alma teşviklerini azaltırken, emisyon odaklı vergi indirimi ve altyapı yatırımlarını güçlendiriyor. Örneğin İspanya ve Fransa, BEV/PHEV satın alma teşviklerini gelir ve CO₂ emisyonlarına göre segmentlere ayıran sistemler uyguluyor; gelir desteği ve emisyon bazlı ek indirimi kombin ediyorlar. İngiltere, EV’ler için düşük CO₂ seviyelerine odaklı vergileri aşamalı olarak artırıyor ve araç fiyatı eşiklerini yeniden tanımlıyor; bu durum, filo bütçelerinde vergi planlamasını zorlaştırıyor.
AB içinde bataryalı elektrikli otomobil satışlarının 2025’de önceki yıla göre arttığı görülse de, bazı dönemlerde teşviklerin azaltılması nedeniyle kayıtlarda dalgalanma yaşanıyor. Bu karmaşık teşvik/yükümlülük yapısı, filo yöneticilerini yalnızca satın alma maliyetine bakmak yerine toplam sahip olma maliyetini (TCO) hesaplamaya yönlendiriyor.
Türkiye’de Vergi Politikaları: ÖTV ve Maliyet Yönetimi
Türkiye’de filo maliyet yönetimini şekillendiren en önemli unsur, araçlar üzerindeki yüksek vergi yükü ve matrah-bazlı ÖTV uygulamaları. Elektrikli araçlar için ÖTV oranları, batarya kapasitesi ve aracın vergisiz fiyatına göre değişmekle birlikte, doğru matrah ve dilim seçimi filo TCO’sunu önemli ölçüde etkiliyor. Birçok filo yöneticisi, özellikle matrah sınırlarını aşmadan araç portföyü tasarlamanın, operasyonel kiralama maliyetleri üzerinde olumlu bir etki yarattığını belirtiyor.
Mevcut verilere göre Türkiye’de dizel yakıtlı bir araca sahip olmanın aylık maliyeti yaklaşık 609 Avro civarında ölçülmekte; bu da AB’nin birçok ülkesine yakın bir seviyeye işaret ediyor. Bu maliyet hesabında dizel yakıt, bakım ve vergiler dahil edilirken, elektrikli araçların toplam sahip olma maliyeti Türkiye’de henüz tam ölçümlenmemiş olmakla birlikte Avrupa fiyat trendlerine göre orta seviyelerde konumlanıyor.
Türkiye’de ÖTV ve ilave vergilere ilişkin son yıllarda birçok düzenleme gündeme gelirken, bu durum filo yatırım kararlarında daha ileriye dönük planlama ihtiyacını artırıyor. Özellikle 2026’da matrah eşikleri ve elektrikli araçlara yönelik ÖTV avantajları, filo yöneticilerinin kısa-orta vadeli kararlarında kritik rol oynuyor.
Diğer taraftan sektör raporları ve kiralama verileri maliyet baskısının önemli biçimde yükseldiğini gösteriyor. TOKKDER’in 2025 verilerine göre, operasyonel filo kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 2024’e kıyasla ciddi artış kaydetti ve sektörün vergi yükü ile araç alım hacmi milyarlarca TL’ye ulaştı. Bu tablo, filo toplam sahip olma maliyetlerinin Türkiye’de de yüksek bir artış trendi içinde olduğunu ortaya koyuyor. Ayrıca sektörün leasing ve kiralama modellerine yönelimi, hem sabit maliyetleri dengelemeye hem de artan işletme giderlerini kontrol altına almaya yönelik bir yanıt olarak değerlendiriliyor, bu da maliyet baskısının sürdüğünü teyit ediyor.
Operasyonel Verimlilik ve Leasing Stratejileri
Avrupa’da filo kiralama pazarı, elektrikli araçların yaygınlaşması ve finansal risklerin yönetimi ihtiyacıyla birlikte büyüyor; leasing pazarı 2026’da yaklaşık 99 milyar Dolar’a ulaşması bekleniyor ve 2035’e kadar güçlü büyüme projeksiyonları taşımaya devam ediyor.
Bu trend, özellikle TCO optimizasyonu ve değer kaybı riskinden korunma ihtiyacı olan filolar için önemli bir stratejik araç olarak öne çıkıyor. Kiralama modelleri, filo filolarında sabit ücret ve residual risk paylaşımıyla maliyet tahmin edilebilirliğini artırıyor.
Ayrıca, telematik sistemlerin ve enerji yönetimi yazılımlarının kullanımı, filo operasyonlarında rota planlama, enerji fiyatlarına göre şarj zamanlaması ve sürüş davranış analizi gibi alanlarda yüzde 10–15’e varan operasyonel tasarruflar sağlayabiliyor; bu da filo maliyet yapısını doğrudan iyileştiriyor.
Artan Kullanım Maliyetlerine Karşı Filo Yöneticileri Ne Yapmalı?

Araç işletme maliyetlerinin yapısal olarak yükseldiği 2026 ve sonrasında, filo yöneticileri için en kritik fark oluşturan unsur artık “filo maliyetleri düşürmek” değil, maliyeti kontrol edilebilir ve öngörülebilir hale getirmek olarak öne çıkıyor. Bu da filo yönetimini operasyonel bir satın alma sürecinden çıkarıp, veri odaklı bir stratejik yönetim alanına dönüştürüyor.
Öncelikle araç seçiminde motor tipi odaklı karar alma dönemi büyük ölçüde geride kalmış durumda. Elektrikli, hibrit veya içten yanmalı araç tercihlerinin her biri; vergi, amortisman, enerji maliyeti ve ikinci el değeri birlikte değerlendirilmeden filo maliyetleri yönetimine gerçek bir katkı sağlamıyor. Bu nedenle filo yöneticilerinin, katalog fiyatı yerine 5 yıllık toplam sahip olma maliyetini esas alan senaryo bazlı analizlere yönelmesi filo maliyetleri yönetiminde kritik önem taşıyor.
Bir diğer önemli başlık, kullanım davranışlarının yönetimi. Avrupa’daki büyük filo operatörlerinin paylaştığı analizler, aynı araç parkında dahi sürüş tarzı, rölanti süreleri ve rota tercihlerinin yıllık toplam maliyette yüzde 10’un üzerinde fark oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Telematik sistemler üzerinden hızlanma, frenleme ve enerji tüketimi verilerinin izlenmesi; yalnızca yakıt veya elektrik tasarrufu değil, bakım ve lastik maliyetlerinde de ciddi düşüş sağlıyor.
Elektrikli filolar açısından ise şarj stratejisi, yeni dönemin gizli maliyet kalemi haline gelmiş durumda. Özellikle Avrupa’da dinamik elektrik tarifelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, araçların mesai dışı saatlerde veya düşük tarifeli zaman dilimlerinde şarj edilmesi, kilometre başına enerji maliyetini anlamlı ölçüde aşağı çekiyor. Benzer şekilde Türkiye’de ticari elektrik tarifeleri ve özel şarj anlaşmaları, filo yöneticileri için pazarlık edilebilir bir filo maliyetleri alanı sunuyor.
Finansal tarafta ise sahiplikten çok kullanım odaklı modeller öne çıkıyor. Operasyonel kiralama, kısa döngülü araç yenileme ve esnek sözleşmeler; hem ikinci el değer riskini azaltıyor hem de hızla değişen vergi ve teşvik ortamına uyum sağlama imkânı veriyor. Özellikle yüksek enflasyon ve vergi belirsizliğinin olduğu pazarlarda, bu esneklik filo maliyetlerinin yönetilmesinde korunmasında belirleyici rol oynuyor.
Son olarak, filo yöneticilerinin 2026 itibarıyla vergi mevzuatını pasif bir dış etken olarak değil, aktif bir filo maliyetleri yönetim aracı olarak ele alması gerekiyor. Araç fiyat eşikleri, donanım seçimleri, kullanım süresi ve hatta şirket içi araç tahsis politikaları; doğru kurgulandığında filo toplam maliyetini doğrudan aşağı çekebiliyor.
Daily Filo’yu Linkedin’de takip edebilirsiniz: Daily Filo Linkedin
