Header Reklam

Filoda Elektrikli Kamyonlar İçin Mesafeli Yaklaşım

Almanya’da lojistik sektöründe yapılan kapsamlı araştırma Filoda Elektrikli Kamyonlar İçin Mesafeli Yaklaşım olduğunu ortaya koydu. Filoda Elektrikli Kamyonlar İçin Mesafeli Yaklaşım Almanya’da lojistik sektöründe yapılan Akzeptanz von E-Lkw in der Logistikbranche – Lojistik Sektöründe Elektrikli Kamyonların Kabulü adlı kapsamlı araştırma,  filoda elektrikli kamyonlara bakışı tüm boyutlarıyla ortaya koyuyor. Filoda elektrikli kamyonlar için gerçekleştirilen anket sonuçları, […]

Filoda Elektrikli Kamyonlar

Almanya’da lojistik sektöründe yapılan kapsamlı araştırma Filoda Elektrikli Kamyonlar İçin Mesafeli Yaklaşım olduğunu ortaya koydu.

Filoda Elektrikli Kamyonlar İçin Mesafeli Yaklaşım

Almanya’da lojistik sektöründe yapılan Akzeptanz von E-Lkw in der Logistikbranche – Lojistik Sektöründe Elektrikli Kamyonların Kabulü adlı kapsamlı araştırma,  filoda elektrikli kamyonlara bakışı tüm boyutlarıyla ortaya koyuyor. Filoda elektrikli kamyonlar için gerçekleştirilen anket sonuçları, E-Lkw’ların geleceğin ana çözümü olarak görülmesine rağmen altyapı, maliyet ve bilgi eksikliği nedeniyle kararların ertelendiğini gösteriyor.

Filoda Elektrikli Kamyonlar Kaçınılmaz Ama Henüz Hazır Değil

Karayolu yük taşımacılığı, Almanya’da ulaştırma sektöründeki CO₂ emisyonlarının en büyük ikinci kaynağı olmayı sürdürüyor. Özellikle uzun mesafe taşımacılığında kullanılan ağır ticari araçlar, yüksek kilometre ve enerji tüketimi nedeniyle dönüşüm baskısının merkezinde yer alıyor.

Öko-Institut e.V. tarafından yürütülen ve 2025 yazında 204 lojistik şirketi yöneticisiyle yapılan standartlaştırılmış filoda elektrikli kamyonlara yönelik anket, sektörün elektrikli kamyonlara yaklaşımında belirgin bir ikilemi gözler önüne seriyor. Şirketlerin önemli bir bölümü elektrikli kamyonları uzun vadeli çözüm olarak görürken, mevcut operasyonel ve ekonomik koşullar bu dönüşümün hızını sınırlıyor.

Filo Yapıları Elektrifikasyona Ne Kadar Uygun?

Filoda elektrikli kamyonlar araştırmasına katılan şirketler Almanya’daki karayolu taşımacılığının tüm ana segmentlerini kapsıyor. Şirketlerin yüzde 70’inden fazlası hem şehir içi hem bölgesel hem de uzun yol taşımacılığı yaparken, neredeyse yarısı bu üç alanın tamamında faaliyet gösteriyor. Bu çoklu operasyon yapısı, elektrikli kamyonların tek tip bir çözüm olarak değerlendirilmesini zorlaştırıyor.

Anket katılımcılarının yüzde 65’i şirket yönetiminde, yüzde 12’si lojistik planlama ve operasyon, yüzde 10’u ise doğrudan filo yönetiminden sorumlu pozisyonlarda yer alıyor. Bu durum, elde edilen verilerin doğrudan yatırım ve satın alma kararlarını etkileyen kişilerden geldiğini ortaya koyuyor.

Filo Büyüklüğü ve Araç Ağırlıkları Elektrikli Dönüşümün Anahtarı

Filoda elektrikli kamyonlar anketine katılan şirketlerin ortalama ticari filo büyüklüğü 33 kamyon olarak ölçülürken, şirketlerin yüzde 75’inin 30 araçtan daha küçük filolara sahip olduğu görülüyor. Buna karşın, araç parklarının ağırlık dağılımı dikkat çekici bir gerçeği ortaya koyuyor: Şirketlerin yüzde 80’inden fazlası 18 ton üzeri ağır ticari araç kullanıyor. Toplamda araştırmaya dahil olan şirketler 6 binden fazla ağır ticari araca sahipken, filoda elektrikli kamyonlar kullanan şirket sayısı yalnızca 10 ile sınırlı kalıyor.

Elektrikli Kamyonlara İlgi Var, Bilgi Eksikliği Daha Büyük

Filoda elektrikli kamyonlar anketinin sonuçlarına göre lojistik şirketlerinin yüzde 61’i elektrikli kamyonların satın alınması konusunu en az bir kez gündemine almış durumda. Bu ilginin arkasında maliyet analizleri, geleceğe hazırlık, müşteri talepleri, çevresel hedefler ve politik düzenlemeler yer alıyor.

Buna karşın şirketlerin yüzde 39’u elektrikli kamyonlarla hiç ilgilenmediğini belirtiyor. Bu grubun en sık dile getirdiği gerekçeler arasında yetersiz menzil, yüksek yatırım maliyeti, şarj altyapısının eksikliği ve operasyonlara uygun araç bulunamaması öne çıkıyor.

Satın Alma Değil, Leasing ve Finansman Ön Planda

Filoda elektrikli kamyonlar araştırması, elektrikli kamyonların doğrudan satın alınmasından ziyade esnek finansman modellerinin tercih edildiğini net biçimde ortaya koyuyor. Şirketlerin dörtte biri E-Lkw’ları leasing yoluyla edinmeyi planlarken, satın alma ve finansmanlı alım seçenekleri daha geride kalıyor. Bu tablo, yüksek ilk yatırım maliyetinin filo yöneticileri açısından en kritik karar kriterlerinden biri olduğunu gösteriyor.

2030 Perspektifi: Ağır Elektrikli Kamyonlar Öne Çıkıyor

2030’a kadar elektrikli kamyon yatırımı planlayan şirket oranı sınırlı olsa da, dikkat çekici bir eğilim söz konusu. 18 ton altı elektrikli kamyonlar için yatırım planı yapan şirket oranı yüzde 8’de kalırken, 18 ton üzeri ağır elektrikli kamyonlar için bu oran yüzde 18’e yükseliyor. Elektrifikasyonun öncelikle ağır segmentte başlaması, sektörün çevresel baskıyı en yüksek emisyon üreten araçlardan azaltmayı hedeflediğini gösteriyor.

En Büyük Engel: Şarj Altyapısı ve Maliyetler

Anket katılımcılarının neredeyse tamamı elektrikli kamyon yatırımlarının önündeki engelleri açıkça tanımlıyor. Şirketlerin yarısı şarj altyapısının yetersizliğini en büyük sorun olarak görürken, yüzde 40’tan fazlası araç fiyatları ve depo içi şarj altyapısı yatırımlarını kritik bir bariyer olarak değerlendiriyor. Menzil endişesi, elektrik altyapısının güvenilirliği, politik belirsizlikler ve bakım maliyetleri de yatırım kararlarını geciktiren diğer faktörler arasında yer alıyor.

Maut ve Teşvikler Konusunda Ciddi Bilgi Açığı

Araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri, filo yöneticilerinin elektrikli kamyonlara yönelik Lkw-Maut düzenlemeleri konusunda ciddi bilgi eksikliğine sahip olması. Katılımcıların yalnızca yüzde 28’i, elektrikli kamyonların anket döneminde geçerli olan maut muafiyetini doğru şekilde biliyor. Üçte biri ise bu konuda hiçbir fikri olmadığını ifade ediyor.

Depo Gerçeği: Elektrifikasyonun Sessiz Freni

Filoda elektrikli kamyonlar araştırması, elektrikli kamyon dönüşümünün yalnızca araç yatırımıyla sınırlı olmadığını net biçimde ortaya koyuyor. Şirketlerin yüzde 68’i en az bir kendi deposuna sahipken, bu depoların yüzde 83’ünde bugüne kadar herhangi bir ağır vasıta şarj altyapısı yatırımı yapılmadığı görülüyor. Mevcut koşullarda şirketlerin yalnızca dörtte biri, önümüzdeki dönemde depo bazlı şarj altyapısına sınırlı ya da kapsamlı yatırım yapmayı planlıyor.

Daha da kritik olan ise bilgi eksikliği. Kendi deposu bulunan şirketlerin yüzde 67’si, mevcut elektrik şebekesi bağlantı kapasitesini bilmiyor. Benzer şekilde şirketlerin büyük çoğunluğu, depo bazında ödedikleri elektrik birim fiyatını net olarak ifade edemiyor. Bu tablo, elektrikli kamyonlar için sağlıklı bir toplam sahip olma maliyeti hesabının büyük ölçüde yapılamadığını gösteriyor.

Park Süreleri ve Planlanabilirlik Aslında Avantaj Sunuyor

Anket verileri, elektrikli kamyonların operasyonel açıdan tamamen uyumsuz olduğu yönündeki algıyı da kısmen çürütüyor. 18 ton üzeri araçların büyük bölümü günde 7 saatten fazla park halinde kalıyor ve araçların yalnızca yüzde 15’inden azı, kısa park süreleri nedeniyle şarj açısından riskli kabul ediliyor.

Buna karşın şirketlerin yaklaşık yarısında güzergâhların günlük olarak değişmesi, planlamayı zorlaştırıyor. Sabit ya da yarı sabit rota kullanan şirket oranı ise yüzde 39 seviyesinde. Bu durum, elektrikli kamyonların özellikle belirli operasyon tiplerinde çok daha hızlı devreye alınabileceğini gösteriyor.

Algı ile Gerçek Arasındaki Mesafe Büyüyor

Araştırma, filo yöneticilerinin teknoloji algısıyla sahadaki gerçekler arasındaki farkı da net biçimde ortaya koyuyor. Şirketlerin yalnızca üçte biri, elektrikli kamyonların toplam sahip olma maliyetinin dizel araçlardan daha düşük olabileceğine inanıyor. Oysa araştırmalar, 2030’a kadar birçok kullanım senaryosunda E-Lkw’ların daha ekonomik olacağını gösteriyor.

Benzer şekilde sürücü perspektifi konusunda da ciddi bir algı yanılgısı dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 59’u elektrikli kamyonların sürücüler tarafından daha az tercih edileceğini düşünürken, erken kullanıcı deneyimleri tam tersine daha yüksek sürücü memnuniyetine işaret ediyor.

Politikadan Beklenti Net: Altyapı ve Süreklilik

Filo yöneticileri açısından filoda elektrikli kamyonlar dönüşümünün hızlanması, büyük ölçüde politik istikrar ve altyapı yatırımlarına bağlı. Araştırmada en çok desteklenen politika başlıkları arasında kamuya açık hızlı şarj altyapısının yaygınlaştırılması, depo yatırımları için izin süreçlerinin hızlandırılması ve maut muafiyetlerinin uzun vadeli olarak güvence altına alınması öne çıkıyor.

Türkiye’de Elektrikli Kamyon Pazarı: 2026 Perspektifinde Filo Sahiplerini Neler Bekliyor?

Türkiye’de elektrikli ağır ticari araç pazarı henüz erken gelişim aşamasında yer alıyor. Şarj altyapısı genişliyor, pazarın büyüme potansiyeli yüksek seyrediyor ancak filo yatırımları açısından aşılması gereken kritik eşikler hâlâ mevcut. Önümüzdeki on yıllık dönem ise teknolojik ilerleme ve ticari benimseme açısından belirleyici olacak.

Türkiye’de Elektrikli Kamyonlar: Gelişen Ama Henüz Olgunlaşmayan Bir Pazar

Türkiye’de elektrikli araçların pazardaki payı son yıllarda dikkat çekici bir hızla artıyor. 2025 yılında elektrikli ve hibrit otomobil satışlarında kaydedilen yükseliş, Türkiye’yi Avrupa elektrikli otomobil pazarında dördüncü sıraya taşıdı ve elektrikli otomobillerin toplam pazar içindeki ağırlığını belirgin biçimde artırdı. Bu tablo, Türkiye’de elektrikli mobiliteye yönelik talebin güçlü bir ivme yakaladığını ortaya koyuyor.

Ancak ağır ticari araçlar ve kamyon segmentine bakıldığında, elektrikli modellerin henüz sınırlı sayıda kaldığı görülüyor. IMARC Group’un Türkiye elektrikli kamyon pazarı üzerine yaptığı değerlendirmeye göre, 2024 yılında pazar büyüklüğü hâlâ tek haneli milyon dolar seviyelerinde bulunuyor. Buna rağmen 2033 yılına kadar yıllık yaklaşık yüzde 25 oranında bir büyüme potansiyeli öngörülüyor. Bu beklenti, ticari filolar açısından uzun vadeli ve stratejik bir fırsata işaret ediyor.

Altyapı ve Kamu Politikaları: İlerleme Var, Ancak Yeterli Değil

Elektrikli kamyonların yaygınlaşmasında belirleyici unsurların başında şarj altyapısı geliyor. Türkiye’de elektrikli araçlara yönelik şarj ağı hızlı bir genişleme sürecinden geçiyor. 2025 yılının ortasına gelindiğinde ülke genelinde 30 binin üzerinde şarj noktası devreye alınmış durumda ve bu noktaların önemli bir bölümü hızlı DC şarj kapasitesine sahip.

Bununla birlikte kamu tarafında da ağır ticari elektrikli araçlara yönelik planlamalar gündemde. Ulusal ulaştırma stratejisi kapsamında, elektrikli kamyon ve tırlar için yüksek kapasiteli şarj istasyonlarının kurulmasını hedefleyen çalışmalar yürütülüyor. 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla şehirlerarası taşımacılıkta kullanılacak elektrikli ağır araçlara yönelik şarj altyapısı planlarının uygulamaya alınması amaçlanıyor.

Bu gelişmeler, filo yöneticilerinin uzun vadeli planlamalarında altyapı kaynaklı risklerin kısmen azaldığını gösteriyor. Ancak Türkiye genelinde şarj altyapısının bölgesel dağılımı, kapasite yeterliliği, operasyonel sürekliliği ve hızlı şarj noktalarına erişim konuları, kamyon segmenti için hâlâ temel zorluklar arasında yer alıyor.

Filo Sahipleri Açısından Maliyet ve Operasyon Dengesi

Türkiye’de elektrikli kamyonlara geçiş sürecinde öne çıkan en önemli ticari engeller, yüksek başlangıç yatırımı, menzil sınırlamaları ve altyapı kısıtları olarak sıralanıyor. Elektrikli kamyonların satın alma bedelleri, bugün itibarıyla hâlâ dizel eşdeğerlerinin üzerinde seyrediyor. Bu durum, toplam sahip olma maliyeti hesaplamalarında filo sahiplerinin daha ihtiyatlı davranmasına neden oluyor.

Öte yandan uzun vadeli kullanım perspektifinde elektrikli kamyonların önemli avantajlar sunduğu da görülüyor. Enerji ve bakım giderleri açısından elektrikli araçlar, dizel muadillerine kıyasla daha düşük işletme maliyetleri vadediyor. Avrupa genelinde elektrikli kamyon satışlarının 2025 yılında hızla artması, bu dönüşümün ticari olarak da karşılık bulduğunu gösteriyor. Benzer bir eğilimin Türkiye’de daha yavaş ilerlese de önümüzdeki dönemde ortaya çıkması bekleniyor. Ayrıca yeşil lojistik beklentilerinin güçlenmesi, şirketlerin sürdürülebilirlik hedefleri ve emisyon standartlarına uyum zorunlulukları, filo yöneticilerinin elektrikli kamyon yatırımlarını stratejik bir konu olarak ele almasına yol açıyor.

Küresel Üreticiler ve Türkiye’ye Yönelen İlgi

Uluslararası ağır ticari araç üreticileri, elektrikli kamyon segmentindeki yatırımlarını artırırken Türkiye pazarı da bu stratejilerin bir parçası hâline geliyor. Küresel markalar, ağır segmentte yeni elektrikli modeller geliştirirken, Türkiye’de ithal ağır ticari araç pazarındaki büyüme de bu ilgiyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.

Uzun vadede üretim ve AR-GE yatırımlarının Türkiye’nin lojistik ve elektromobilite ekosisteminde daha belirleyici bir rol üstlenmesi bekleniyor. Yabancı üreticilerin olası üretim hamleleri ve devlet destekleri, elektrikli ticari araçların pazarda daha hızlı kabul görmesine katkı sağlayabilir.

2030’a Doğru: Pazarın Evrimi ve Filo Stratejileri

2026 yılı itibarıyla elektrikli kamyonlar Türkiye’de hâlâ erken benimseme aşamasında bulunuyor. Buna karşın 2030’a kadar pazarın önemli bir dönüşüm sürecine girmesi öngörülüyor. Avrupa ile olan lojistik bağlantılar, ticaret koridorlarının elektrifikasyonu, ihracatçı şirketlerin karbon ayak izi hedefleri ve tedarik zincirlerinde sürdürülebilirlik beklentileri, elektrikli kamyon talebini artıracak başlıca faktörler arasında yer alıyor.

Bu süreçte filo sahiplerinin stratejik değerlendirmelerini yeniden yapmaları önem kazanıyor. Erken benimseyen konumuna geçmek isteyen filolar için altyapı yatırımları, ortak kullanım çözümleri, kiralama ve esnek finansman modelleri ile detaylı toplam sahip olma maliyeti analizleri öne çıkıyor.

Filo Yöneticileri İçin Yol Haritası

Türkiye’de elektrikli kamyon pazarı 2026 itibarıyla henüz gelişim sürecinin başında olsa da, şarj altyapısındaki büyüme, kamu politikaları ve elektrikli araçlara yönelik artan talep uzun vadede önemli fırsatlar sunuyor. Bu dönemde filo yöneticileri açısından doğru zamanlama, operasyonel ihtiyaçların net şekilde analiz edilmesi ve bütüncül bir yatırım yaklaşımı kritik önem taşıyor. Şarj altyapısının yaygınlaşması, maliyetlerin rekabetçi seviyelere yaklaşması ve sürdürülebilir lojistik beklentilerinin güçlenmesiyle birlikte, elektrikli kamyonların Türkiye filo pazarında daha belirgin bir rol üstlenmesi bekleniyor.

 

 

Daily Filo’yu Linkedin’de takip edebilirsiniz: Daily Filo Linkedin